Dinlediklerimizde Özgür müyüz? Spotify ve Algoritma
Youtube’la beraber müzikte “dijital devrim”in öncüsü konumunda bulunan Spotify dünyada 700 milyonun üstündeki kullanıcı sayısıyla pazarın %30’undan fazlasına hâkim durumda. Spotify kurulduğu günden bu yana adaletsiz telif gelirleri, şeffaf olmama, sansür ve tekel olma özellikleriyle eleştirildi. Günümüzde bu olumsuzluklarına cinsiyetçi algoritma, yapay zekâyla oluşturulan müziklerin konumlandırılması ve savaş endüstrisine yatırım sorunları eklendi. Spotify CEO’su Daniel Ek’in Almanya merkezli yapay zekâ odaklı savunma şirketi Helsing’e yatırım yapması nedeniyle Massive Attack, King Gizzard and Lizard Wizard ve Deerhof gibi gruplar telif hakları kendilerine ait olan şarkılarını platformdan kaldırdı. Peki müziğin fiziksel formdan dijital ortama evrildiği ortamda, Spotify çok büyük vaatlerle giriş yaptığı müzik piyasasında hangi konuma evrildi?
Türkiye, Avrupa’da ve hatta dünyada en çok stream sayısına ulaşan ülkelerden biri ama Türkiye’deki tüm editöryel listeleri yalnızca iki editör oluşturuyor. Bu iki kişi Türkiye’deki tüm listelerin kontrolünü –janr farkı gözetmeksizin– elinde tutuyor.
Spotify’ın Vaatlerinin Sonu
Spotify dinleyicilere üç şey vaat ediyordu: Keşif, çeşitlilik ve demokratiklik. Peki bu vaatler geldiğimiz noktada ne derece işler durumda? Spotify’ın demokratiklikten kastettiği müziğin fiziksel formdan dijital forma geçişi. Maddi nedenlerle fiziksel olarak şarkılarını insanlara ulaştıramayan milyonlarca sanatçı Spotify sayesinde üretimlerini insanlarla buluşturdu. Görece haklı bir argüman. Ne var ki Spotify’a her gün 100.000 yeni şarkı eklendiğini düşünürsek, düzgün bir algoritma çalışması ve kürasyon becerisi olmazsa bu aynı zamanda altı boşalan bir argümandır.
Tüketimin kontrolden çıktığı, müzisyenlerin kendilerini duyurabileceğini sandığı bu yeni dönemi Spotify ne kadar konsolide edebildi? Spotify’da insanların sevdiği bir şarkıyı keşfedebilmesi samanlıkta iğne aramaya benziyor. Keşif kavramını anlamak için öncelikle Spotify listelerini anlamamız gerekiyor. Spotify’ın kabaca dört çeşit liste kullanımı var. Birincisi editöryel listeler. Türkiye üzerinden örnek verirsek, “Türkçe Pop”, “NKVT”, “Hot Hits Türkiye”, “Türkçe Alternatif” gibi editörlerin oluşturduğu kürasyon listeleri. Bu listelerde inisiyatif tamamen Spotify editörlerinde ve listeleri hangi verilere göre oluşturdukları tam bir muamma.
Türkiye, Avrupa’da ve hatta dünyada en çok stream sayısına ulaşan ülkelerden biri ama Türkiye’deki tüm editöryel listeleri yalnızca iki editör oluşturuyor. Bu iki kişi Türkiye’deki tüm listelerin kontrolünü –janr farkı gözetmeksizin– elinde tutuyor. Pop, rock, rap, indie, arabesk… Bütün listeler aynı editörler tarafında oluşturuluyor. Ayrıca bunların bazıları kişiselleştirilmiş listeler. Yani bazı şarkıları herkes görebilirken bazı şarkılar sizin dinleme zevkinize göre karşınıza çıkar.
İkinci sırada dinlenme sayılarına göre oluşturulan, en çok dinlenen şarkıların sıralandığı “En İyi 50-Türkiye”, “En İyi 50-Global” gibi listeler var. Bu listelerde herhangi bir editöryel dokunuş ya da algoritmik bir durum yoktur. Bunlar tümüyle günlük dinlenme sayıları üzerinden belirleniyor. Bu listelerde de Spotify’ın kesin bir cevap veremediği sahte dinlenme iddiaları gündemden düşmüyor.
Dinleyici sistemin kendisine belirlediği çerçevede özgür olduğunu düşünür. Bu da bizim tek bir noktaya varmamızı sağlar. Özgür bireyin kendi yanılsaması içinde piyasanın bütün isteklerini içselleştirmesi.
Üçüncüsü, kullanıcıların kendi oluşturdukları listeler. Bir kullanıcı sevdiği şarkıları ekleyerek ve istediği başlığı kullanarak, istediği kadar liste oluşturabilir. Örneğin geçtiğimiz aylarda dini ve kültürel değerlere hakaret ettiği iddiasıyla ülkemizde soruşturma başlatılan “Hz. Muhammed’in mağarada dinlediği şarkılar”, “Hz. Ali’nin makas atarken dinlediği şarkılar” gibi listeler kullanıcıların oluşturduğu listelerdir. Bu listelere zamanında müdahale edilememesi iktidarın Spotify’a müdahale edebilmesine zemin oluşturuyor.
Bu noktada iktidarın geçtiğimiz aylarda Spotify’ı kontrol altına alma girişimini de konuşmak gerekiyor. Kullanıcı listelerinin isimleri üzerinden başlayan tartışma bazı sanatçıların Spotify editöryel listeleri beğenmemesi üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yaptıkları şikâyetle başka bir aşamaya evrildi ve iktidarı bu konuda hamle yapmaya itti. Rekabet Kurulu Spotify hakkında soruşturma başlattı. İktidarın motivasyonları belliydi: Ülkedeki sanat üretimine müdahale alanını cebinde tutmak, yerli ve milli sanat üretimi politikasını sağlama almak, sosyal medyada kendi kitlesini konsolide edebilmek.
Sanatçılar Spotify’ın gerçek sorunlarından ziyade, editöryel listelere kimlerin alındığına, kimlerin liste kapağı olduğuna takıldıkları için gerekli müdahale ortamını istemeden de olsa oluşturdular. Bunun sonucunda bakanlığın kontrolü ve teşvikiyle müzik meslek birlikleri ve Spotify’ın toplantıları gerçekleşti. İktidarın olaya dahil olması her ne kadar sektör için olumlu gibi görünse de sansüre kapı aralayabilecek bir gelişme bu.
Bir de Spotify’ın insanların yeni şarkılar keşfetmesine olanak sağladığını iddia ettiği algoritma üzerinden otomatik olarak oluşan “Release Radar”, “Daily Mix”, “Viral 50-Türkiye”, “Viral 50-Global” gibi listeler var. İşte Spotify’ın “Keşif” iddiasını ortaya koyduğu listeler bunlar.
Spotify bu listelerde sizin beğendiğiniz şarkılara benzeyen şarkıları büyük bir çeşitlilik içinde sizin önünüze getirdiğini iddia ediyor. Fakat bu çeşitlilik aslında ticari olarak optimize edilmiş ve algoritmik süzgeçten geçirilmiş önerilerdir. Bu, “rıza üretimi” kavramının birebir karşılığıdır. Herhangi bir zorlama olmaksızın yönlendirme keyifli ve görünmezdir.
Burada şu çıkarımı yapmak gerekiyor. Algoritma dinlenme sayısından ve veriden beslenir. Bu veri beslemesi en büyük kâr maksimizasyonuna odaklıdır. Kullanıcı, karşısına çıkan şarkının kendi zevkleriyle örtüştüğünü düşünüp o şarkıyı dinler ve bu dinleme algoritmayı beslemeye devam eder. Sisifos’un Kayası. Dinleyici sistemin kendisine belirlediği çerçevede özgür olduğunu düşünür. Bu da bizim tek bir noktaya varmamızı sağlar. Özgür bireyin kendi yanılsaması içinde piyasanın bütün isteklerini içselleştirmesi. Neoliberal ideolojinin en temel dayanak noktası.
Spotify vaat ettiği çeşitliliği de keşfi de demokratikliği de sağlayamamıştır. Aksine dinleyiciyi bir yankı odasına hapsetmiştir.
TikTok’un Bu Gidişe Etkisi
Bu kavram karmaşasının arasında bir unsuru da unutmamak gerek: Viralleşmek.
Viral olanın beğeniyi belirlediği bir dönem içindeyiz. Bu viralleşme efektinin merkezinde TikTok bulunuyor. TikTok başlı başına ayrı bir araştırmanın konusu olduğu için, yalnızca bu platformun bir şarkının viral olmasındaki etkisinden birkaç örnekle söz edeceğim.
2018’de yayınlanan Ayaz Aydın’ın “Bir Sivaslı Uğruna” şarkısı 2020 yılına kadar Youtube’da 3.000 izlenme sayısına ancak ulaşmışken TikTok’ta viral olduktan sonra Youtube’da 100.000.000 izlenme sayısına ulaştı. 2001 yılında tek bir albüm yayınlamış Metro grubunun “Mevsim Sonbahar” şarkısı yirmi dört yıl sonra TikTok’ta viralleşince milyonlarca dinlemeye ulaştı.
Bugün yıllar sonra duyduğunuz şarkıların tümü TikTok’ta viralleştiği için yeniden radarınıza giriyor. Dolayısıyla birçok şarkının başarısı ve görünürlüğü estetik ya da sanatsal ölçülerden çok, TikTok’ta kaç videoda, kaç saniye kullanıldığı ve ne kadar yeniden paylaşıldığıyla ilgilidir.
Bir şarkı TikTok’ta viralleşir, Spotify’da “Viral 50-Türkiye” listesine girer, daha sonra da bir dizi ya da filmde kullanılır. Ya da tam tersi bir yol izleyerek reytingi yüksek bir dizinin en vurucu sahnesinde kullanılır, daha sonra TikTok’ta viralleşir ve Spotify’da “Viral 50-Türkiye” listesine girer, dinleyici muazzam bir çıkmazın içine hapsolur. Bu noktada üretimin standartlaşması plak şirketlerinden çok, algoritma tarafından şekillendirilir. Farklı görünen bütün şarkılar benzer formlara ve duygusal etkileşime sahiptir.
Yani Spotify vaat ettiği çeşitliliği de keşfi de demokratikliği de sağlayamamıştır. Aksine dinleyiciyi bir yankı odasına hapsetmiştir. Global bir örnek verecek olursak şu anda Spotify’da anlık olarak dünyada en çok dinlenen şarkı “Djo-End Of Beggining”dir. Djo’nun solisti Netflix’te final sezonunu yapan Stranger Things dizisinin başrollerinden biri olan Joe Kerry’dir. Dizinin fanlarının TikTok’ta yaptıkları editler sayesinde şarkı viral oldu ve Spotify’da 2.000.000.000 dinlenmeyi aşmış durumda.
Son kertede –toplumbilimsel gerçeklik çerçevesini de yok saymadan– karşı karşıya olduğumuz durum bellidir. Çizdiğimiz tablo oldukça karamsar olsa da hâlâ bu dönüşümün tam anlamıyla kavranamadığını ve başka değişikliklere gebe olduğunu unutmamak gerekir.
Alternatif olanın görünmez olduğu ya da marjinalleştiği bir dönemdeyiz. Popüler kültür nasıl oluşturulduğu belli olmayan algoritmaların elinde şekilleniyor. Spotify ve öbür platformlar, iddia ettikleri gibi çeşitlilik, keşif ve demokratiklikten çok, kültürü üreten, biçimlendiren ve sınırlayan hegemonik mekanizmalara dönüşmüş durumda. Neoliberal ideoloji görevini eksiksiz yerine getiriyor. Günümüzde müzik dinleme algımız hız ve algoritma üzerinden ilerliyor. Hepimize kolaylıklar dilerim.
≈
Kaynaklar
* Carter, E. (2024). From Adorno to 50 Cent: Financialized platform capitalism, Spotify, and the culture industry in the twenty‑first century., Finance and Society.
* Ta, N., Jiao, F., Lin, C., & Shen, C. (2024). Examining Platformization in Cultural Production: A Comparative Computational Analysis of Hit Songs on TikTok and Spotify.
