Sokak Müzisyenleri Hayatımızın Parçası
Fotoğraflar ve röportaj desteği: Atalay Altunok
Sokak müzisyenleri büyük şehirlerin gergin, boğucu havası içinde hayatımızı renklendiriyor. Onlar meydanlarda, toplu taşıma araçlarında, parklarda, biz neredeysek oradalar. Sokağı kendisi için bir gelecek basamağı olarak kullananlar da var, geçimini tümüyle bu uğraş üzerinden sağlayanlar da. Ama onlar sokakta, hangi koşullarda, hangi zorluklar içindeler. Bu da görmezden gelemeyeceğimiz bir sorun.
İstanbul’da sokak müzisyenlerinin peşine düşmeye karar verdik. Onları merak ettik, şimdi yaşadığımız hayatın insanları giderek daha çok köşeye sıkıştırdığı günlerde, sokak müzisyenlerinin de yalnızca onlara özgü sorunları olmalıydı. Yaptıkları işin emekçileriydi onlar. Sokak müzisyenleri özellikle kalabalıkların yoğun olduğu Beşiktaş, Kadıköy, Karaköy gibi işlek semtlerde daha sık bulunuyor. Bir başka önemli bölge, turistlerin de uğrak noktası olan Taksim’di ama 2022’deki bombalı saldırıdan sonra alınan güvenlik önlemleri yüzünden orası sokak müzisyenlerine yasaklandı.
Öğrendiğimiz kadarıyla İstanbul, Bursa, İzmir gibi şehirlerdeki sokak müzisyenleri, sanatlarını yasal güvenceyle icra edebilmek için belediyeden sanatçı belgesi alıyor. Sanatçılar, belgeleri bulunmazsa kaçak çalışmak zorunda kalıyor, o zaman da zabıta denetimleriyle karşı karşıya geliyorlar.
İstanbul’da sokak müzisyenliği için başvuru süreci, geçtiğimiz yıllarda internet sitesi üzerinden evrakla yürütülürken günümüzde yerini performans odaklı yeni bir yönteme bıraktı. Müzisyenler en son 5-7 Aralık 2025 günlerinde Müze Gazhane’deki seçmelere katıldı ve halka açık performansların ardından belgelerini teslim aldı.
Hobinin Geçim Kaynağına Dönüştüğü Meslek
Sokak müzisyenlerinin çoğu lise yıllarında, hatta çocukluklarında müzikle tanışmış. Bir hobi olarak hayatlarına giren müzik, zamanla sokaklarda hayatlarını kazanabilecekleri bir meslek haline gelmiş. Şimdi sokaklarda her yaştan müzisyen yer alıyor. Yaz kış demeden, sokaklarda müzikleriyle insanlara enerji vermeye, dinleyicilerin desteğiyle sanatçı kişiliklerine değer kazandırmaya devam ediyorlar.
İstanbul’un farklı bölgelerinde arayıp bulduğumuz sokak sanatçılarıyla konuştuk. Hepsinin mesleği yapmadaki motivasyonu benzer olsa da farklı yaşlardaki bu müzisyenlerin mesleğe bakış açıları arasında farklılıklar var.
Daha genç yaşta, yolun başında olan bir müzisyen sokağı profesyonel hayata geçiş olarak görüyor. Konuştuğumuz müzisyenlerden Ayşe Usluca bu durumu, “Sokak müziğini seyircili bir prova alanı gibi görüyorum ben,” sözleriyle tanımlıyor ve ekliyor:
‘’Hem insanlara bir dinleti sunuyor hem de seni gözetleyen bir patron olmaksızın dilediğin parçaları dilediğin biçimde çalma fırsatı buluyorsun. Bir basamaktan ziyade müzisyen hayatının bazı dönemlerini renklendiren doğal ve keyifli bir aktivite gibi.’’

Eren Han: “Daha rahat para kazanabileceğim bir iş yok.”
On sekiz yaşındaki sanatçı Eren Han’ın kendisi için düşünceleri farklı. Birkaç yıldır geçim için bu mesleği yapan Eren sebebini şöyle açıklıyor:
‘’Çünkü saat bazında daha rahat para kazanabileceğim bir iş yok. Gidip bir yerde garsonluk yapsam kazanamam ama burada sanat yapıyorum ve daha çok kazanıyorum.’’ Üstelik “profesyonel olarak müzik kariyerine atılmak için” birkaç yıl içinde sokak müzisyenliğini bırakmayı planladığını söylüyor Eren.
Yaş İlerledikçe Müziğe Bağlılık Artıyor
Öyle görülüyor ki gençlik yıllarını geçirmiş ve bu mesleği daha uzun süredir yapan müzisyenler sokakta olmaktan daha çok keyif alıyor. Yaşça daha büyük olan müzisyenlerdeyse durum daha da farklı. Hayatını yıllarca bu meslekle idame ettirmiş olanların sonuna kadar bu mesleği yapmaya gönüllü olduklarını gördük. Elli dört yaşındaki Eyüp Durul bu sanatçılardan biri. O manevi olarak huzur bulduğu bu mesleği sonuna kadar yapmaya devam etmekte kararlı. Profesyonel müzik hayatından yaşadığı bir rahatsızlık sebebiyle ayrılmak zorunda kalan Durul, insanları eğlendirmek ve streslerini gidermenin şu an yaptığı sokak müzisyenliği için en büyük motivasyonu olduğunu söylüyor.

Eyüp Durul: Mesleğini sonuna kadar yapmaya kararlı.
Öte yandan ekonomik koşulların giderek kötüleşmesi, daha önce profesyonel olarak müzisyenlik yapanları da sokağa çıkmak zorunda bırakıyor. Altmış iki yaşındaki Mehmet bey, 47 yıl boyunca yaptığı kamudaki müzisyenlik görevinden emekli olmuş. Ancak onun durumu da bütün emekliler gibi: emekli maaşı geçinebilmek için çok yetersiz. Ev kirasını karşılamakta güçlük çektiğini söyleyen Mehmet bey, birkaç yıldır mecburi olarak sokak müzisyenliği yaptığını belirtiyor.
Mehmet beyin yanı sıra, öbür sokak sanatçılarında da –özellikle yaşı daha genç olanlarda– ekonomik şartların yarattığı olumsuzluklar görülebiliyor. Sokak müzisyenliği geçinmek için tek başına yeterli olmuyor. Ana geçim kaynakları her ne kadar bu meslek olsa da mekânlarda canlı müzik yaparak ek gelir elde ediyorlar.
Her Ses Farklı Bir Renk
Sorularımızı yönelttiğimiz müzisyenlerin sadece yaşları, mesleğe bakış açıları farklı değil. Sokakta her türden müziği duymak mümkün. Saksafonuyla klasik müzik çalanından ney ile ilahi dinletisi yapanlara kadar… En alışılageldik olanlar gitarla müzik yapanlar. Bazen rock gibi türlerle dinleyicide coşku uyandırırken bazen pop müziğin hareketli tınısıyla insanları eğlendiriyorlar. Performanslarını sergilerken dinleyicilerden şarkı isteği almayı da ihmal etmiyorlar.

Muhammet Ali Kızıl: Dinleyicilerle etkileşime önem veriyor.
Gezerek müzik yapan Muhammet Ali Kızıl da dinleyicilerle etkileşimde kalmaya önem veren sanatçılardan. Kendisini, “İnsanlara özellikle Anadolu rock müziği ve eski müzikleri sevdirmeye çalışan bir müzisyenim,” sözleriyle tanıtıyor ve mesleğini geçim kaynağı olarak görmenin yanı sıra, sadık olduğu müzik türünün dinleyicisinde bulduğu karşılıktan duyduğu tatmini anlatıyor.
Sokaktaki Seslerin Ters Yüzleri
Sokak müzisyenliği eğlenceli görünebilir, bu işi yapanların çoğuna göre öyle de. Olumsuz yanları yok mu? Elbette var. Lokasyon ve süre sıkıntılarından toplumsal önyargılara kadar uzanan, birçoğu ciddi sorunlar sokak müzisyenlerini canlarından bezdirebiliyor.
Müzisyenlerin ne kadar sürede nerede müzik yapacağı koordinatörler tarafından her gün belirleniyor. Ancak belirlenen bu noktaların bazıları para kazanmak için yeterince elverişli olmadığı gibi, verilen sürelerdeki sınırlamalar da kazançları olumsuz etkiliyor. Bu yüzden bazı müzisyenler kendilerine söylenen noktaların dışına çıkıyor, o zaman da sık sık zabıtalarla sorunlar yaşayabiliyor.
Öte yandan Muhammet Ali Kızıl, müzisyenler için izin belgesinin yılda bir kez verilmesi yüzünden sıkıntılar yaşandığını aktarıyor. Pek tabii bu sorun kaçak olarak yapılan sokak müzisyenliğinin de temel sorunu olarak görülebilir.
Sokakta müzisyen olmanın bir başka zorluğu da ekmek kapısı olarak gördükleri insanlardan geliyor. Müzisyenler özellikle geceleri, içki yüküyle bulundukları yere gelenlerin ortamı bozmasından rahatsız. Sözlü kavgalar, taciz gibi sorunlar müzisyenleri güvenlik açısından tedirgin ediyor.
Yaklaşık üç yıl önce, Kadıköy’de müzik yapan Cihan Aymaz içkili birisi tarafından, istediği şarkıyı söylemediği için öldürüldü. Sokak müzisyenleri haklı olarak can güvenliklerinden endişe ediyor. Özellikle kadın sanatçılar kendilerini çok daha güvensiz hissediyor ki bu onarılamayan gerçeğimiz. Gözlemlerimize göre, kadın sanatçılar sokakta azınlıkta kalıyor ve bu sorunun kökünde güvensizlik hissinin yattığı aşikâr.

Muhammet Akkaya: “Dilencilik”le itham edilmek istemiyor.
Mesleklerine saygı duymayanlar tarafından “modern dilenci” olarak yaftalanmak da sokak müzisyenlerini rahatsız ediyor. On yıldır sokak müzisyenliği yapan Muhammet Akkaya, dilencilikle itham edenlerin yanında sesine hakaret edenlerin de bulunduğunu ve bu kişilerin keyif aldıkları atmosferi bozduğunu belirtiyor.
Sokak için müzik yapanların da belgeli meslek sahipleri olduklarını kabul etmeyenlerin neden olduğu özgüven eksikliği sanatçıların müziklerini duyurmasına engel olmuyor. Marmaray istasyonlarında beş yıldır neyzenlik yapan Onur Keser bu durumu, “Sevmeyen de var ama çoğunluk bizim için önemli, öyle değil mi? Yani üç bin kişi beğenip arasından on kişi beğenmezse de fazla önemsemiyoruz” diyerek özetledi.

Onur Keser: Beş yıldır neyzenlik yapıyor.
Müzikle Bağlanan Kalpler
Tabii ki her zaman olumsuzluklar da yaşanmıyor sokak müzisyenliğinde. Konuştuğumuz sanatçılara hatırladıkları güzel ve ilginç anları sorduğumuzda hiç düşünmeden gülümseyerek cevap veriyorlar.
Eren Han, daha önce bir evlenme teklifine şahit olduğunu ve birinin kendisine milli piyango bileti verdiğini anlatıyor. Muhammet Akkaya, çoğu zaman dertli olup yanına gelen insanları müziğiyle teselli ederek evine gönderiyor. Muhammet Ali Kızıl ve Mehmet bey de yabancıların sadece ritmi için bile müziklerini dinlemelerinden hoşnut olduklarını belirtiyorlar.
Ayşe Usluca ise bundan üç yıl önce yaşadığı mucize niteliğindeki olaydan bahsediyor. Kira ödeme gününde iki bin lira eksiği olan Usluca, tam sokakta kazandığı paradan umudunu kesecekken bir dinleyicinin özel isteği üzerine onlar için çalmaya başladığını ve sonrasında çok para kazandığını söylüyor. Üstelik bu para tam da eksiği olan iki bin liraymış.
Uzun lafın kısası, birbirinden farklı insanlara şahit olup müzikleriyle hayatımızda keyifli bir mola vermemizi sağlayan sokak müzisyenleri yaşadıkları tüm zorluklara rağmen sadece dinleyiciden aldıkları enerjiyle her yerde sanatlarını yapmaya devam ediyorlar. Öyle görünüyor ki asla diriliğini yitirmeyecek bu meslek grubu hayatımızda her zaman varlığını sürdürecek.
