Popüler Bir Roman Yapay Zekâ Nedeniyle Raftan Kaldırıldı
ABD’deki en büyük yayıncılarından biri, yazarın romanı yapay zekâ kullanarak yazdığı yönündeki suçlamaların ardından yayımlanması planlanan bir korku romanını yayın programından çıkardı.
New York Times’ın, Mia Ballard’ın çok satan romanı Shy Girl’de yapay zekâ kullandığını iddia etmesi ve elinde kanıtları yayıncı Hachette Book Group’a iletmesi üzerine Hachette, bağlı markası Orbit’in söz konusu romanı Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de piyasadan çekeceğini açıkladı.
Roman, obsesif kompulsif bozuklukla mücadele eden, yalnız ve yoksul Gia’nın hikâyesini konu alıyor. Gia önce borçlarını silme karşılığında kendisinden sahibine sadakatle bağlı evcil bir hayvan gibi yaşamasını talep eden zengin bir adamla tanışıyor, ardından kendini gerçekten de kafese kapatılmış gibi bir esaretin içinde buluyor.
Ballard, New York Times’a gönderdiği e-postada, Shy Girl sebebiyle gündeme gelen söz konusu tartışmanın, “hayatını pek çok yönden değiştirdiğini ve ruh sağlığının ciddi anlamda kötü durumda olduğunu” belirtti. Bu arada Ballard, romanı yazmak için yapay zekâ kullandığı iddiasını reddediyor ancak roman üzerinde çalışması için anlaştığı bir editörün yapay zekâ araçlarından faydalanmış olabileceğini söylüyor.
Bugünlerde çoğu insan gerek çevre kaygıları gerekse etik nedenler yüzünden yapay zekâ kullanımına karşı. Yine de bu konuda yazarları ve edebiyatı hedef alan, üstelik süreklilik de arz edebilecek bir güvensizlik ortamı yaratmak pek mantıklı bir yaklaşım değil, çünkü böylesi bir tutum, yapay zekâ kullanımını adeta merdiven altı bir uygulamaya dönüştürüyor.
Ballard’ın şu an yüz yüze kaldığı durumsa hiç kolay değil. Zira ortada bir belirsizlik olsa da Hachette’in romanı piyasadan toplatması çoğu insana göre iddiaların doğruluğunun bir kanıtı.
Ne Olmuştu?
Shy Girl ilk kez Şubat 2025’te, Ballard’ın kendisi tarafından yayımlandı. Romanın beklenmedik bir başarı elde etmesi üzerine de Orbit romanın yayın haklarını satın aldı. Fakat 2025 yılının ortalarına doğru mesleğinin yayınevi editörlüğü olduğunu belirten bir Reddit kullanıcısı, romanın yapay zekâ ürünü olduğunu gösteren bazı kanıtlardan bahsetti ve konuyu sosyal medya platformunda tartışmaya açtı.
Söz konusu kullanıcının eleştirisi, romanın tekrara dayalı üslubundan ileri geliyordu ve çoğu okur tarafından da onaylanarak kabul gördü. Neredeyse her ismin önünde yer alan niteleme sıfatları, eylemlerin sıklıkla klişe benzetmelerle anlatılması, betimlemelerin hemen hemen her zaman üçlü ifadelerle aktarılması ve belli kelimelerin sürekli tekrar etmesi kullanıcıların listelediği eleştiriler arasındaydı. Tartışma Reddit’in sınırlarını aşıp TikTok kullanıcılarının oluşturduğu kitap topluluğu BookTok’a, oradan da Instagram ve YouTube’a sıçradı.
Shy Girl’ün gerçekte nasıl yazıldığına dair hâlâ net bir saptama bulunmuyor ama Ballard bu skandalın ardından sosyal medya hesaplarını kapayarak kamuoyunun gözünden uzaklaştı. Hachette ise Independent gazetesine yaptığı açıklamada, “özgün ve yaratıcı hikâye anlatımını korumaya kararlı” olduğunu belirtti. Yayınevi iddialara ilişkin net bir açıklama yapmasa da, New York Times’a metni kapsamlı ve derinlemesine bir incelemeye tabi tuttuğunu söyledi.

Yayımlanmış bir romanın piyasadan çekilmesi iddiaların doğrulunu onaylarmış gibi görünse de aslında sadece bir şüpheye dayanıyor olabilir.
Okurlar ve Yayıncılar Nasıl Tepki Göstermeli?
Yapay zekânın yayıncılığı, daha doğrusu edebiyat alanını ne şekilde etkileyebileceği hem yayıncılar hem de okurlar tarafından uzun süredir tartışılıyordu, nihayet bu tartışmalar 2026 yılında gerçek bir zemine oturdu. Fakat Shy Girl konusunda yaşananlar ve New York Times’ın Harlequin ve Mills & Boon gibi prestijli yayınevleri için aşk romanları yazan Coral Hart isminde (takma ad) bir yazarla yaptığı röportajda, Hart’ın 2025 yılı içinde yapay zekâ kullanarak yirmi bir farklı roman yazdığını ve her birini farklı bir isimle Amazon üzerinden satışa sunduğunu övünerek anlatması, bugüne kadar yapılan teorik tartışmaların bizi hiçbir biçimde bu gerçekliğe hazırlamadığını gösteriyor.
Yapay zekâya dair en ufak imanın bile çoğu okurda tiksinti uyandırdığı açık. Shy Girl hakkındaki gerçek ne olursa olsun, böylesi bir skandal muhtemelen ne yazarın ne de romanın peşini bırakacak. Bu nedenle Gerçek yayıncılığın ve okuma kültürünün sadece yapay zekâ kullanımının normalleşmesi karşısında değil, aynı zamanda bu kullanımın yazarlar açısından düşmanca bir ortam yaratması karşısında ayakta kalıp kalamayacağını sormamız gerek.
Çoğu ülkede şu an yürürlükte olan yasalar yapay zekânın yaratıcı alana müdahalesi konusunda yeterli değil ve ciddi bir düzenleme yapılması gerekiyor.
Çağdaş ve dijital okuma kültürü üzerine çalışan bir araştırmacı olarak kanaatim, yayıncılara açık ve net bilgi paylaşımı konusunda baskı yaparak yazım sürecinde yapay zekâ kullanımına ilişkin bir şeffaflık ortamı yaratmamız gerektiği. İşin iyi yanı, bu sürecin şimdiden başlamış olması. Birleşik Krallık’taki en büyük yazarlar sendikası olan Yazarlar Derneği, “insan tarafından yazılmış” kitapları ötekilerden ayırt edecek yeni bir logonun tanıtımını yaptı. Açıkçası bu girişim, okurların ödedikleri ücret karşılığında neyi satın aldıklarını bilmelerine olanak tanıyan olumlu bir adım.
Tabii işin bir de telif kısmı var. Çoğu ülkede şu an yürürlükte olan yasalar yapay zekânın yaratıcı alana müdahalesi konusunda yeterli değil ve ciddi bir düzenleme yapılması gerekiyor. Mesela ABD’de bir eserin telif yasası kapsamında korunabilmesi ancak yazarının “gerçek kişi” olmasıyla mümkün ve bu konudaki herhangi bir şüphe, yayıncının telif hakkını alamaması nedeniyle Hachette’in Shy Girl’ü piyasadan çekmesine neden olmuş olabilir.
Bu hem yazar hem de roman için zor bir durum. Yayımlanmış bir romanın piyasadan çekilmesi iddiaların doğrulunu onaylarmış gibi görünse de aslında sadece bir şüpheye dayanıyor olabilir. Bununla birlikte mesela Birleşik Krallık’taki telif hakkı düzenlemeleri, bilgisayarlar tarafından üretilen eserler için de koruma sağlıyor. Bu da yapay zekânın ürettiği eserlerin belli ölçüde yasal korumadan faydalandığı ama insanlar tarafından üretilen eserlerle aynı haklara sahip olamayacağı sınırları belirsiz bir alan yaratıyor.
Birleşik Krallık hukukuna göre bilgisayar tarafından üretilmiş olan eserler de telife konu olabilir ve böyle bir durumda eser sahipliğinden kaynaklanan haklar, eserin yaratılması için gerekli düzenlemeleri yapan kişiye ait olur. Bununla birlikte bu tür eserler insan yazarlara tanınan bazı haklardan yararlanmaz. Özellikle de eser sahibinin “yazar olarak tanınma hakkı” ve “eserin aşağılayıcı bir biçimde kullanılmasına itiraz hakkı” gibi manevi haklardan.
Tabii bu yasal çerçeve, Birleşik Krallık hükümetinin halihazırda yapay zekâ ve telif hakkı konusunda yaptığı çalışmalar sonucunda değişebilir. İstişare süreci sonlanalı çok uzun bir süre olmasa da hükümetin ne gibi değişiklikler öngördüğü hâlâ bilinmiyor. Bununla birlikte yapay zekâ ve telif konusundaki asıl önceliğin yaratıcı haklarının da kapsama dahil edilmesi ve bu alandaki büyümenin teşvik edilmesi yönünde olacağı şüphesiz.
Bu, yadsınamaz derecede karmaşık ve sürekli gelişim halinde olan bir durum. Ne yazık ki, yakın bir gelecekte Ballard gibi daha pek çok yazarın ibreti alem örneği olarak gündeme taşındığını ama öte yandan, perde arkasında çok fazla yazarın fark edilmeksizin yapay zekâ kullandığına şahit olabiliriz.
