Okullarda El Yazısından Niçin Vazgeçmemeliyiz?
Son yıllarda pek çok teknolojik cihaz dil öğrenimine kademeli olarak entegre edildi. Bunun son zamanlardaki en somut örneğiyse öğrenciler tarafından her geçen gün daha fazla kullanılmaya başlayan yapay zekâ teknolojileri.
Peki geldiğimiz son noktada kurşun kalemlerimizden ya da tükenmez kalemlerimizden vazgeçecek miyiz? Yoksa bütün bu teknolojik yenilikler el yazısıyla birleştirilebilir ve elle yazmanın insan açısından değerini koruması sağlanabilir mi?
Hafıza İçin En İyisi Hangisi, Kalem mi Yoksa Klavye mi?
El yazısı oldukça uzun bir süredir hafıza ve öğrenmeyle ilişkilendirilir. Tuşlarla yazmak ilk kez 1829 yılında ortaya çıktı ve 1867 yılında yaygınlaşmaya başlayan manuel daktilolar sayesinde herkesçe bilinen bir pratik halini aldı. Geçmişte öğrenciler elle yazmayı öğrenir, belki mesleki açısından becerileri arasına bir de daktiloyu katarlardı ama günümüzde öğrenciler kâğıt ve ekran arasında gidip geliyor. Araştırmalarsa bu yöntemlerin ezberleme, hatırlama ve her şeyden de önemlisi edinilen bilginin içselleştirilmesi açısından aynı etkiye sahip olmadığını gösteriyor.
2014 yılında yapılan bir araştırma, elle not alan öğrencilerin muhakeme ve analitik düşünce gerektiren sorulara daha iyi yanıt verdiğini ortaya koydu. 2017 yılında yapılan bir başka araştırmaysa klavye yerine kalem kâğıt kullanan öğrencilerin derste öğrendikleri bilgiyi çok daha uzun süre akılda tutabildiğini gösterdi. Bütün bunlara ek olarak taslak aşamasından itibaren yapay zekâ kullanan öğrencilerin, metni baştan sona elle yazan öğrencilerin tersine, kendi yazmış oldukları metnin çok az bir kısmını hatırladığı görüldü.
Bu da demektir ki, özellikle eğitim aşaması düşünüldüğünde yazılı ve dijital üretim arasında gerçek bir denge kurabilmek, öğrencilerin ilerleyen yıllardaki hafıza becerileri ve muhakeme kabiliyetleri açısından oldukça önemli.

Dijital Olarak Üretilen Metinlerde Kısıtlı Sayıda Kelime Kullanımı
2019 yılında, yani günümüzdeki yapay zekâ patlamasından önce gerçekleştirilen bir deneyde öğrencilerin el yazısıyla ve daktiloyla ürettiği İngilizce metinler karşılaştırıldı. Daktiloyla yazılan metinlerde sözcük çeşitliliğinin daha düşük olduğu tespit edildi ve böylece yukarıda sözü edilen eğilim de doğrulamış oldu.
Bahse konu çalışmaya elli sekiz üniversite öğrencisi katıldı. Final değerlendirmesine hazırlık sürecinin bir parçası olarak gerçekleştirilen bu çalışmada katılımcılardan birer hafta arayla bir daktiloyla bir de el yazısıyla yazılmış metinler üretmeleri istendi ve katılımcılar ne sözlük ne de imlA kılavuzu gibi kaynaklar ne de kaynak araştırması için bilgisayar kullandı.
Çalışmanın maksadı, metin üretim biçimlerinin dilsel bir farklılık yaratıp yaratmadığını tespit etmekti. Metinler kelime çeşitliliğinin yanı sıra içerdikleri bilginin kalitesi ve bilginin düzenleniş biçimi yönünden incelendi.
Metinlerin çoğu kullanılan bilginin kalitesi ve bilginin düzenlenmesi açısından hemen hemen aynı istatiksel değere sahipti. Yani biçim ve içerik kalitesi metin üretirken kullanılan araca göre değişmedi ama konu sözcük çeşitliliği olduğunda el yazısıyla üretilen metinlerdeki çeşitlilik çok daha fazlaydı. Daktiloyla yazılan metinlerde genelde konuşma diline yakın sözcükler kullanılmış, el yazısıyla yazılan metinlerdeyse kitaplardakine eş değer bir sözcük çeşitliliğine rastlanmıştı.
Ekranda Yazmak Öğrenilmiş Bir Yetkinliktir
Dijital dönüşümün kâğıdı ve kalemi rafa kaldırmasıyla birlikte İspanya, Fransa ve ABD gibi çoğu ülkede dijital araçların yazma becerileri üzerindeki etkileri incelenme konusu olmaya başladı.
El yazısıyla metin üretimi klavyenin geliştiremediği yetiler kazandırıyor olsa da günümüz açısından bakıldığından klavyenin hâkimiyeti mutlak ve bu da öğrencilerin gelişimi için metnin planlanması ya da sonradan tekrar tekrar üzerinden geçilerek düzeltilmesi gibi belli yazma stratejilerinin ne denli önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Bugün yazma konusunda okullarda yaşanan zorluğun asıl sebebi derslerde yazma becerilerine çok az önem verilmesi. Bu konuda üzerinde durulması gereken ilk şey, klavyeyle yazmanın ve el yazısıyla yazmanın birbirinden farklı mekânsal çerçevelerde gerçekleşmesi. El yazısıyla yazma tek ve bütüncül bir alanda gerçekleşirken klavyeyle yazma iki ayrı mekânda gerçekleşir: ekran ve klavye. İkincisi, bireyin bir metni planlama, yazıya aktarma ve gözden geçirme sürecinde bu mekânsal farklılıklarla nasıl baş ettiği de farklılık gösterir. Ve üçüncüsü, öğrencilerin algıları ve kullanım alışkanlıkları, üretim yöntemine göre değişir.
Bu nedenle okulda ve diğer ortamlarda el yazısının zihinsel açıdan ne denli önemli olduğunun vurgulanması önemli.
Öte yandan öğrencilerin kâğıt üzerinde olduğu kadar ekranda da akıcı bir biçimde yazabilmesi şart ve bu da dijital yazma eğitiminin göz ardı edilmemesi gerektiği anlamına geliyor. Yapay zekânın giderek yaygınlaşmasının yazılı üretimi nasıl etkileyeceğiyse belirsizliğini koruyan bir durum çünkü yazma becerisine hâkimiyet bu alanda da aynı ölçüde önemli ve zorlayıcı olmaya devam ediyor.
Çeviren: Fulya Kılınçarslan
